gökçe's profile()()()CRAZY___GIRL()()()PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
December 17 gerçekkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkÇoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış, taa dünyanın öbür ucunda. Çok eski dedik ya, o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş, yağmur yağmadıkça. Geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça. Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış, hayvanlar avlarlarmış, uçsuz bucaksız arazilerinden. Sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen, ırmaktan alırlarmış. Köyde herkes birbirini sever, sayarmış. Köyde bir tek kişinin kalbinde öyle büyük bir sevgi varmış ki, bütün köyünküne bedelmiş. Dolun'un İntera'ya olan aşkıymış bu. Kız, Dolun'u bilirmiş de tanımazmış yakından. Dolun dayanamamış, bir gün gitmiş kızın yanına, sormuş İntera'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini. İntera demiş ki Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama benim isteyenim çoktur, her gelen kişiden aynı şeyi ister benim babam. Ancak babamın bu isteğini yerine getiren benimle evlenir." Dolun şaşırmış. "Sensin benim kalbimin sahibi." diyerek başlamış sözüne "Senin dileğin benim için bir emirdir, söyle isteğini hemen yapayım." demiş aşkına. İntera demiş ki; "Bir çiçek vardır; yaprakları gümüşten tomurcukları elmastan, onu ister babam, benle evlenmek isteyenden". Dolun, "Bekle beni" demiş İntera'ya,"Hemen gidip getireyim o çiçeği ama nerededir yeri?" İntera parmağıyla göstermiş akan ırmağı; "işte bu ırmağın kaynağındadır der babam, kırk gün yürümek gerekirmiş oraya varmak için ama bir giden bir daha gelmedi şimdiye dek çünkü oralar büyülüymüş derler, giden geri gelmezmiş çünkü, buralardan çok daha güzelmiş oralar." Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki, bu dünyada?" demiş İntera'ya "Döneceğim o çiçekle, döneceğim çünkü; seviyorum seni çünkü; sensiz anlamı olmaz benim için o güzelliğin." Dolun çıkmış yola sonra. Kırk gün yürümüş ırmağın yanından. Hep ne kadar sevdiğini düşünmüş İntera'yı yol boyunca. Aklındaki İntera'ymış, tek amacı ise; o çiçek. Kırkıncı gün kalkmış Dolun sabah erkenden, yüzünü yıkamış ırmaktan, anlamış çok yaklaştığını kaynağına ırmağın suyunun serinliğinden. Devam etmiş yoluna sonra. Biraz sonra varmış kaynağa, bütün yeşilliklerle çevrili bir göl varmış kaynakta, gölün ortasında bir adacık, adacığın üstünde de o çiçek duruyormuş. Anlamış İntera'nın anlattığı çiçek olduğunu, güzelliğinden. Yüzmeye başlamış adaya doğru hemen. Adaya çıkınca karşısında bir adam belirmiş Dolun'un. Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni, koruyucusu olduğu gibi, bende bu çiçeğin koruyucusuyum, eğer almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demiş. Dolun şaşkın ve de kararlı bir tonla "Ben o çiçeği alacağım sonra aşkıma kavuşacağım." demiş. "Hiç bir şey beni kararımdan çeviremez." "O zaman beni biraz dinleyeceksin" demiş Salut... "Sana neden koparmaman gerektiğini anlatacağım eğer, hâlâ ikna olmazsan o zaman izin veririm almana." Dolun ikna olmuş ve çökmüş yoncaların üstüne, başlamış dinlemeye... "Eğer, bir şeyi çok fazla istersen ve engelin yoksa önünde onu alırsın. Hayat da böyledir, insan engelleri aşarsa yaşamına devam edebilir. Bu çiçek de sadece yaşam için bir şeyler yapacaksan December 13 ATİLLA İLHAN DANCİNAYET SAATİ Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu Dört bıçak çekip vurdular dört kişi Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu Deli cafer ismail tayfur ve şaşı Maktulün onbeş yıllık arkadaşı Üçü kamarot öteki aşçıbaşı Dört bıçak çekip vurdular dört kişi Cinayeti kör bir balıkçı gördü Ben gördüm kulaklarım gördü Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü Hiçbiriniz orada yoktunuz Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu On üç damla gözyaşını saydım Allahına kitabına sövüp saydım Şafak nabız gibi atıyordu Sarhoştum Kasımpaşa'daydım Hiçbiriniz orada yoktunuz Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi Polis kaatilleri arıyordu Deli cafer ismail tayfur ve şaşı Üzerime yüklediler bu işi Sarhoştum Kasımpaşa'daydım Vapuru onlar vurdu ben vurmadım Cinayeti kör bir balıkçı gördü Ben vursam kendimi vuracaktım ...BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN. ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN, EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN. ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN, DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN. December 11 ..December 10 ()()()ALDIRMA CAHİLİN KURU LAFINA
Aldanma cahilin kuru lafina Asik Veysel December 07 burçlarımızın özelliklerini biliyormuyuz:)TERAZI - diplomatik - agir basli - kararini cabuk degistiren - romantik - sosyal - saf/baskalarinin sozune uyan - tatli - baris saglayan - gercek bir flirt OGLAK - pratik - azimli - disiplinli - sabirli - dikkatli - komik - paranoyak AKREP - azimli - duygusal - guclu - enteresan - kiskanc - gizemli KOVA - sicak kanli - durust - sadik - orijinal - yetenekli - duygusuz - tek basina hareket etmeyi sever YAY - ozgurlugu sever - komik - durust - dobra - konuskan - dikkatsiz - batil inanclara inanir BALIK - hayal gucu guclu - duygusal - iyi niyetli - saf - sempatik - gizemli KOC - cilgin - enerjetik - gururlu - kendine guveni var - dinamik - bencil - sabirsiz - egoist BOGA - sabirli - guvenilir - sicak kanli - iyi niyetli - azimli - kiskanc - sevdigine sahiplenir IKIZLER - bulundugu ortama ayak uydurur - konuskan - dinamik - ruhu daima gencdir - korkak - tatli ASLAN - bonker - sicak kanli - yetenekli - sempatik - sadik - sabirsiz - herseye karisir YENGEC - duygusal - sicak kanli - konuskan - dikkatli - morali cabuk degisen - sevdigine sahiplenir - sempatik BASAK - utangac - sadik - pratik - zeki - herseyi kafasina takar - her zaman herseyin en iyisini ister BELKİ BİZLERDE DERS ALIRIZ DİŞİ ASLAN Hayvanlar bir gün, kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar. Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar. "Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana. "Bir." diye yanıtlar dişi aslan. "Fakat ben aslan doğururum."
ÇIKARILACAK DERS ; HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNCE GELİR? Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar. December 06 zeynep şiirin için teşekkürler yüreğine saglık
()()()()
THE OLD MAN’S TEARS Once upon a time I had watched a play somewhere There was a curled old man in that play Wearing ragged clothes Having meaningless glance in his eyes Being too old, having no energy left, and being deserted, Left alone, having lived nothing His tears had neither stopped nor finished He had so much trouble that hadn’t ever finished Breathing was his profit, living was his only ambition Having played the greatest tragedy in the world On the life stage without curtains He had passed on, do you have a clue? YAŞLI ADAMIN GÖZYAŞLARI Yıllar önce bir yerlerde bir oyun seyretmiştim Bu oyunda iki büklüm yaşlı bir adam vardı Yırtık pırtık elbise vardı üstünde Anlamsız bakışlar vardı gözünde Yaşı geçmiş, işi bitmiş, terk edilmiş Yalnız kalmış, yaşamamış ihtiyarın Yaşlı adamın gözyaşları durup dinmek bilmezdi Dertler ne kadar fazla bitip tükenmek bilmezdi Nefes almak kazancıydı, yaşamak tek amacıydı Perdesi olmayan bu hayat sahnesinde Dünyanın en acıklı oyununu oynadı Göçtü gitti aramızdan, haberin var mı? hayatımız bir sınav
Ahmet 18 yasinda evin tek oglu olan bir gençti. Kahverengi saçli, zeyti gibi siyah gözlü, orta boyluydu. Arkadaslari tarafindan çok sevilirdi. Yakisikli oldugu halde hiçbir zaman arkadaslarina hava atmaz çok kiz pesinden kostugu halde hiçbirine yüz vermezdi. Çünkü onun çok degerli zamani vardi. Kizlarla gezip tozmayi her zaman yapabilirdi. Aksam erkenden yatmaya gitti. Bu saatte yatmaya alismak için bir hafta boyunca bu saate yatmaya dikkat etmisti. Ama yine de uyuyamiyordu bir türlü. Bu kadar süre boyunca çalismis, her türlü fedakarligi yapmisti. Yalniz kendisi degil ailece büyük fedakarliklar yapmislardi. Babasi iki yil boyunca dershaneye göndermis annesi istedigi her seyi yapmisti Ahmet için. Hatta bir keresinde babasindan israrla istedigi bilgisayari babasi almayinca annesi onlardan habersiz biriktirdigi parasiyla istedigi bilgisayarin bir üst modelini almisti. Ne kadar sevinmisti o zaman. Annesine siki siki sarilip kulagina bunun karsiligini ödeyecegim diye fisildamisti. Tabi ki babasina da büyük bir tesekkür borçluydu. Herkesin babasi göndermazdi öyle iki sene üst üste dershaneye. Tam anlamiyla çalismaya baslayali iki sene olmustu bu büyük sinava. Iyi de çalismisti. En azindan kendisi öyle düsünüyordu. Hafta sonlari normal derslere giriyordu dershanede. Hafta içi etütleri de sayarsak toplam 50 saat ders yapiyordu. Bu, haftada 50 saatin amaci 3 saatlik derste basarili olabilmekti. Ya da hayatini garantiye almak. Ona ne denirse iste. Ama sinavda basarili olmakla bitmiyordu is. Kazandigin üniversiteyi basariyla bitirmesi gerekiyordu ki is bulabilsin. Yoksa üniversite bittiginde de is bulabilmek için müthis bir çaba gerekiyordu. Istedigin meslek özel alnda ise mutlaka yüksek bir mevkide tanidigin olmaliydi. Torpilsiz kolay kolay ise almazlardi adami. Senin üniversite mezunu olman bir sey degistirmezdi. Sen buraya kadar gelmek için ne kadar emek verdin, ne kadar çalistin hiç ama hiç önemli degildi. Adam kendi isine bakiyordu. Ama is bulamayanda yok degildi ya. Tabi ki vardi. Ahmet de bunlardan biri olmak istiyordu. Ama meslegin özel alanda ise yine tehlike vardi. Sürekli isten çikarilma korkusuyla yani diken üstünde yasayacaktin. Hayat zordu be. Bu öss de bir sey miydi? Sadece büyük bir zincirin halkalarindan biriydi. Bunun ötesinde daha ne kadar zorluklar vardi. Diyelim ki öss yi kazanmis, üniversiteyi bitirmis ve ise baslamisti Ahmet. Simdiki derdi hoslandigi kizla evlenmekti. Bunun için maddi, manevi birikime ihtiyaci vardi Ahmet in. Her seyin zor oldugu bu devirde öyle kolay kolay kiz verecek degillerdi ya. Hadi evlendi diyelim, bu seferde çocuk derdi olacakti. Hadi küçükken fazla yük olmazdi ama büyüdükçe masrafi da artacakti. Birde yaslilik derdi vardi. Yaslandiginda kimseye muhtaç kalmak istemiyorsan kenarda iyi bir birikimin olmaliydi. Yoksa muhtaç kalmaktan da kötü bir durumda kalabilirdin. Ama Ahmet daha bunlari düsünecek kadar büyümemisti. Onun simdilik bir tek amaci vardi. Öss. Deneme sinavlarinda bugüne kadar genellikle iyi sonuçlar almisti. Kötü sonuçlar aldiginda hiçbir zaman karamsarliga düsmemis daha çok çalisip hatalarini düzeltmeyle ugrasmisti. Çok fedakarlik yapmisti. Sevdigi her seyden. Sevdigi kizdan, sevdigi dizilerden, futbol oynamaktan... Her seyden. Tüm bunlari düsünürken nihayet uyuyakalmisti. Çok güzel bir rüya görüyordu. Sinavdan yasasin baba diyerek çikiyordu. Amacima ulastim diye eviniyordu ki uyandi. Biraz hayal kirikligina ugradi. Kendine gelince saate bakti ve sasirdi. Her sey bitmisti. Tüm o emekler, fedakarliklar her sey. Annesine çigliklarla seslendi. Böyle bir günde nasil uyuyakalmislardi. Annesi kalkti ve heyecanla saatine bakti. " Ne oldu oglum" dedi. " Bu saatte niye uyandirdin" . Ahmet hemen saatine bakti ve içini büyük bir rahatlik kapladi. Birden her seyin bittigini sanmisti. O heyecanla saatin akreple yelkovan ibresini sasirmismisti. Biraz daha oyalandiktan sonra banyosunu yapti. Kahvaltisini da yaptiktan sonra gerekli kagitlari alip annesiyle kucaklasti ve babasiyla birlikte sinav yeri olan Marmara Üniversite si Iletisim Fakültesi nin yolunu tuttu. Sinava yarim saat varken sinav yerinin ordaydilar. Babasi basarilar diledikten sonra sinav salonuna gitti. Çok heyecanliydi. Bildigi bütün dualari okudu ve sinav basladi. Sinavdan çiktigi zaman sevinçle babasini buldu. Sinavi çok iyi geçtigini ve büyük bir aksilik olmazsa sinavi kazanacagini babasina söyledi. Sinavdan bir buçuk ay sonraydi. Yarin sonuçlar internet üzerinden açiklanacakti. Aksam geç saatte yattigi halde uyuyamadi Ahmet. Sabah erkenden bilgisayari açti ve MEB in internet sayfasina girdi. Heyecandan kalbi firlayacakti. Kimlik numarasini girdi. Iste en zor an gelmisti. Saniyeler geçmek bilmiyordu. Acaba kazanabilecekmiydi. Bunca yil sinava hazirlanmis, sinava girmis ve bitirmisti. Simdi ise sonuçlari bekliyordu. Ne zor seymis bu beklemek diye düsünüyordu. Halbuki hayatta ne kadar çok bekleyecekti bazi seyler için. Ve nihayet sonuçlar ekranda belirdi. Evet olmustu iste. Kazanmisti. Annesine, babasina seslendi. Kazandim, kazandim diye bagiriyordu. Evet kazanmisti. O alsam kazanmanin serefine ailece yemege gittiler. Hayat yolunda önemli bir adim atmisti Ahmet. Simdilik ileriye daha iyimser bakabilecekti. Keske herkes Ahmet gibi olabilseydi keske. Ama çok az kisi hayat yolunda bu önemli adimi atabiliyordu. Simdi Ahmet için hiçbir sey bitmemis aksine her sey yeni basliyordu ()()()()()()biliyorum beni seviyorsun bakma öyle yüzüme gidiyorsun
sen giderken
sen giderken ağlamamaya söz vermiştim December 05 sen
|
|||||||
|
|